22 Kasım 2011 Salı

Puan Toplamaya Devam

           Trabzon şehrinin Bordo Mavi Fırtınasına karşı Milano şehrinin namı değer nerazzurri lakaplı İnternazionale takımı gerçekten de adı gibi Uluslar arası bir takım Avni Aker Stadyumundan geçip gitti. Sonuç olarak bakıldığında: İnter takımı istediğini aldı biz ise en azından üst tur veya UEFA şansımızı son maça taşıdık.
 Genel olarak bakacak olursak; Taraftarların İnter gibi büyük bir takımı karşılamaları ve Ranieri’ nin bu konu hakkındaki açıklamaları çok hoş.
Öncelikle Tribün deki taraftarlarımız görevini layıkıyla yaptı ve şampiyonlar ligi maçının hakkını verircesine bir performans sergiledi.
         Maç başlamadan bizim televizyon başında heyecandan elimiz ayağımız titredi. Şampiyonlar ligi heyecanının gerçekten ayrı bir havası var.
         Maça güzel bir giriş yaptık. Oynaması gerektiği gibi oynadık.0 – 0 giderken Burak Yılmaz ile yakaladığımız fırsatı gol yapsak daha değişik olurduk. Beklemediğimiz bir gol yedik. Neyse ki Halil ilaç gibi bir gol ile imdada yetişti.
İkinci yarı oyunu daha iyi domine ettik fakat İnter kalemize az ve öz geldi İnter hücum oyuncularının Tolgayı geçtiği anda Glowacki gövdesiyle, başka bir pozisyonda ise Tolga harika bir zamanlama ile açıyı daraltarak gole geçit vermeyerek maçı tutmamızı sağladı.
Celutskanın sağdan ortasında Adrianın kafa vuruşunu direkte bırakmasaydık; şimdi Avni Aker den tüm Türkiye ye horon ve kolbastı rüzgarı eserdi.
   5 maç sonunda 6 puan ile grup ikincisiz ve macera devam ediyor.
  Bu başarıda emeği geçen Başta Şenol hoca ve teknik ekibine   cansiperane mücadeleleriyle elinden geleni yapan Tolga, Glowacki, Giray, Zokora ya, sürekli sorumluluk alan oyunu isteyen golümüzü atan Halil e Orta sahada liderlik görevini genel anlamda üstesinden gelen Colman a ve Sürekli golü isteyen uğraşan arada orta sahaya gelip topu tutmamızı sağlayan Burak Yılmaz a ve tüm futbolcularımıza sonsuz teşekkürler.
İnter gibi bir dev den 2 maç sonunda 4 puan alabilmek onur verici.
Şampiyonlar ligi yayınlarında Murat Kosova klasında spikerlerin olması kaliteyi arttırdı.
Metin Tekin gerçekten yorumculuğa yakıştı. Beşiktaşlılar eskiler yorumcu olsun. Feyyaz Uçar da gayet başarılı yazılar yazıp yorumlar yapıyor. Ntv Star filan birbirine girdi. Televizyon dünyası tek partili iktidarlar gibi oldu ama tek iyi yan sanırım NTVSPOR ekibinin şampiyonlar ligine krema kattığını söylemeliyim.
Saha içindeki gerçeklerden biri de sene başında ki önemli oyuncu kayıplarına rağmen oyuncularımızın koordineli bir takım görüntüsü çizmesiydi. Avni Aker den İnter takımı ile Avrupa arenasında oynamanın hakkını veren bir başka Avrupai takım geçti.
O zaman bekle bizi Lille Metropol 15 gün sonra ak koyun kara koyun belli olacak. Benim için ne El nino ne Tsunami ben istiyorum ki şöyle esaslı bir bordo mavi renk ağırlıkta bir Fırtına essin. Yelkenler fora, bekle bizi Fransa

HELAL OLSUN


İnsanlar ünlüleri değerlendirirken ve özellikle futbolcuları genellikle başarılarıyla değerlendirirler. Fakat davranış ta çok önemli bir ölçüt.
         Zvonimir Boban, İvan Ergiç, Marlon Brando duyarlılıktır.
Thiery Henry atılan yüzlerce gole rağmen kocaman bir emek hırsızlığıdır.
Emeğe saygı gösteren Turgay Bahadır seni gerçek futbolsever unutmaz, Futbol bilinçaltının en güzel köşelerinde saklar.Kurallar gereği sarı kart gördün.Hakem Abitoğlu haklıydı.Ama meslektaşlarının emeğini çalma gereği duymadın, zaten olması gereken de o arkadaş.
kazanmak için her yol mubah mantığına gireceğine Turgay Bahadır ol vicdanını süresiz  huzura gönder.Tebrikler Turgay Bahadır.
Sen yeşil sahalarımızda görmek istediğimiz manzaralardansın.

18 Kasım 2011 Cuma

Birinci Dereceden İhmal Kuşağı

                  9. küsurları görüp Türkiye ye deprem felaketinde yardım etmeye gelmiş bir Japon vatandaşını 5. küsurluk bir ara depremde kaybetmek ne üzücü değil mi?
         Birinci dereceden deprem kuşağındayız. Kuzeydoğu Anadolu Fay hattı ülkemizden geçiyor.
            Deprem de kaybettiklerimiz için çok üzgünüz.
Ama biz sadece birinci dereceden deprem kuşağında değiliz. Daha öncesinde birinci dereceden ihmal kuşağındayız.
    Bu ülkeden fay hattıyla birlikte ihmal ve vurdumduymazlık kuşağı geçiyor.

TÜRKİYE DE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN OKUMA VE BARINMA GERÇEĞİ HAKKINDA ...

            Üniversite dönemini tamamlamış biri olarak geçtiğimiz Eylül ayında öğrenci arkadaşlarımızın ödediği tavan asgari ücrettin dahi fazlasına kaçan harç ücretlerinden sonra bu konuya daha fazla duyarsız kalamadım.
              An itibariyle Türkiye’de 97 si devlet 44 ü vakıf olmak üzere 141 adet üniversite mevcut. Rakamlarda sürçü lisan etmiş olabiliriz. Yanılmamız normal çünkü memleketimin her köşesine harıl harıl üniversite inşa ediyor sağ olsun devletimiz. Lafını esirgemeyen spor yazarımız sevgili Bilgin Gökberk ağabeyimizin söylediği üzere dünyada en çok inşaat diken ülkelerdeniz. Boş durmayalım araya üniversite serpiştirelim diyoruz olan Türk gencine oluyor.
                Her üniversitelinin işsizliği tattığı güzel memleketimiz de ortalama bir eve çıkmanın maliyeti 450 -600 TL arasında ha bir de ikinci öğretimsen ödüyorsan en az 500 TL tadından yenmez. Üniversite harçları için harç değil haraç desek yeri var. Özel üniversiteleri, Vakıf Üniversitelerini katmıyorum orada zaten okumak maddi bir sorun değil maddi bir ayrıcalıktır.
Barınma sorunu başlı başına bir fiyasko devlet yurtları ihtiyacı karşılayamıyor. Özel yurtlar haddinden fazla para istiyor. Güvenlik, konfor ve kalite bizden para sizden diyorlar. Eve çıkmak ise en büyük öğrenci sorunsallarındandır. Uyumlu arkadaşların olmalı veya iyi kötü arkadaşların olmalı çünkü tek başına çıkıyorsan ne ala muallâ. Tamam, arkadaşlar mevcut şöyle rutubetsiz, ferah bir ev bulmak gerek para mühim değil zaten emlakçi veya evsahibi 3 e 4 e bölüyor siz bölmeden hesabı. Evet, bir rutubetten mantar çıkan izbe bir eve sağlam cukka istiyorlarsa o zaman seyredin kara komediyi. Bkz. Kemal Sunal “Kiracı” filmini izlerseniz acı acı gülersiniz. Ev tutsanız, harç ödeseniz bitti mi bitmedi makarna- yumurta, 3 köfteli yarım ekmek, 3 çeşit yemek cepte metelik kurşun demek gibi leziz menü seçenekleri sizleri bekliyor. Ve yollar: yollar mı yıllar mı denizler mi engel, engel bilet parası ağa şehir dışı 15 TL şehiriçin de gezmek paha biçilemez, harbi den biçilemez.
               Üniversiteli eğlenmeli de her hafta sinema mı gsm operatörlerinin kampanyaları işi kurtarıyor gibi gözüküyor. Bu mali şartlar altında; tiyatro, dans, sportif etkinliklere gidebiliyorsanız her şeye rağmen sosyalliğinizi avuçlar patlayana dek alkışlamak gerekir.
              Zaten bir yerde Öğrenci veya Asker ağalar varsa flüoresan lamba gibi yanıyorlar. Bunu gören yerli esnaf durur mu vuruyor gözüne yağlı kazığın.
             Birkaç yıl evvel sevgili Kadir kardeşim” Zengin de olsa Öğrenci öğrencidir cebinde parası biter.” demişti sanırım Türkiye de öğrenci gerçeğini gözlemlersek sonuna kadar haklı…

30 Ağustos 2011 Salı

Dünya Futbolunda Kafkas Modası

           Günübirlik Yönetim Anlayışlarının Etkileri Üzerine http://arkadirekteplase.blogspot.com/2010/11/gunubirlik-yonetim-anlayslarnn-etkileri.html adlı yazımda para gücünün dünya futboluna olan etkisin den ama özellikle Türk futboluna olan pozitif ve negatif etkisine değinmiştim. Ama finansal güç kaynakları veya moda tabirle endüstriyel futbol un etki alanı bence baya genişledi. Küreselleşme etkisini futbol a da attı ve artık Küresel bir futbol pazarı bütün haşmeti ile yeryüzünü kavuruyor. Arap yarımadasın da ki Arap şeyhleri, ABD de Zengin işadamları ve Rus işadamları çıktı bu ara Kafkasya da ki işadamları moda oldu.
            Bir siz eksiktiniz futbol piyasasında Çeçen kulüp başkanları, halkınız yok olurken, fakirlik ten ölürken saçtınız milyon dolarları, milyon euroları vurdunuz futbol piyasasının gözüne. Evet, bu ara Çeçen para babaları Avrupa transfer borsasını yerinden oynatıyor. Avrupa, Rus Roman Abramovich ( Chelsea FC Başkanı )  ve Arap Khaldoon Al Mubarek ( Manchester City FC Başkanı ) rüzgarı bitmeden Çeçen para babalarına merhaba dedi.
               Meşin yuvarlağa Çerkez dansı yaptıran iki başkan: Neuchatel Xamax başkanı İslam Satujev ve Son günlerin en hovarda transferini yapan ( Samuel Eto ) takımın başkanı Süleyman Kerimov. Satujev Avrupa da özellikle İsviçre de yatırımları olan bir isim Neuchatel
Takımına bir ivme kazandırmak istiyor. Süleyman Kerimov Ocak 2011 de Anzhi kulübünün başkanı oldu. Ve başladı ölümüne transferler yapmaya. Futbol paralanıyor, Euro ve Dolar ile yüzüyor. Gelsin paralar oynasın futbolcular. Ne mutlu bonservis bedeli yüksek olup kulübüne kaynak sağlayana. Futbol piyasası farklı para kaynakları ile finanse olurken; İspanya La liga ekiplerinden Sporting Gijon un 25 yaşındaki savunma oyuncusu Javi Poves ben bu ne idüğü belirsiz para ile ekmek kazanmak istemiyorum, paranız da topunuz da sizin olsun adios (hoşça kal ) diyerek futbolu erken bir yaşta bırakma kararı kaldı.

BİTMEK BİLMEYEN ORMAN YANGINLARI…

        İlkokulda, ortaokul da, lise de hep söylerlerdi hocalarımız bize ormanlar akciğerlerimiz dir. Onlarsız soluyamayız, nefes alamayız.
        En son İzmir Seferihisar da daha öncesinde Datça ve Milas ta orman yangınları çıktı. Binlerce hektar ormanlık alanımız yanıp kül oldu. Her yıl daha çok Ege ve Akdeniz de çıkan orman yangınları sonucu ülkemiz kelaynaklaşma sürecine doğru gidiyor. Seferihisar da ki yangın için (aynı anda Sakarya ve Antalya da orman yangını çıkmıştı ) terör örgütünü sabotajı şüphesi ortaya çıktı. Bilemeyiz terör örgütünü mü yapmıştır ama şunu söylemek gerekir, bu ormanların yanmasına sebebiyet veren kimseler, zümreler zaten doğayı katlettiği, yok ettiği için teröristtir baya bir insanlık suçu işlenmiştir. Evet, mevzu bahis doğa olunca ister istemez ağır konuşuveriyorum. Güzelim koruluklara, makiliklere, çam ormanlarına her yıl kıyılıyor.
Şu sebepten yangın oldu hava sıcaktı, yan yattı, çamura battı, falan filan, İnter Milan diye
geçiştiriliveriyor bu hayati meseleler. Sonra bir bakıyoz ormanlığın yanına içine yakınına devasa siteler, bol yıldızlı oteller, felanca konutları kurulmuş. Önemsemiyoruz: çünkü bizim için orman yangını NTV haberin 45 saniyelik vtr si dir.  Yeşilin için de mavinin dibin de ki bol yıldızlı otelimiz de kodaman bir tatil yaparız. Bol konforlu, güvenli, korunaklı depreme dayanıklı sitemizin içindeki dairemiz de National Geographic Wild kanalın da Savana parkında ki aslanlı ceylanlı belgeseli izleriz. Ormanlar yanmış , buzullar yükselmiş çokta trinity aç ensest Bihter ile Behlül ü , Uşaklıgil e selam olsun. Her gün TV de bitkisel reklamlar dönüyor. Bütün gün öğlen kuşağında ki kadın programlar ın da o envayi çeşit otu, bitkiyi, çiceği, çayı konuşuyorlar. Her akşam siyasi çekişmeler, dünya çapında eğilimler konuşuluyor ya bir gün de çıkın da şu orman yangınlarını konuşun arkadaş! Küresel ısınacağız, söndüren olmayacak. Yükselen denizleri konuşun uzmanlar.
        Ağustos 2009 da Yunanistan günlerce süren yangında on binlerce hektarlık alan mahvoldu. Dağ, taş, ormanlar, binalar, insanlar hasar gördü. Günlerce Yunanistan yanarken ne kadar büyük bir afatla karşılaştıkları ne kadar büyük bir maddi ve manevi kayıpla karşılaştıkları ortadaydı. 2009 da Yunanistan için çok üzüldüm.  Netice de doğa yok oluyor ve insanlık kaybediyor. Zannetmiyorum ama umuyorum ki bir gün bu yangınlar da neden denir ve kamuoyunda en azından tartışılır.

KOCAMAN ÇELİŞKİLER HAKKINDA

          Bu yazı bir arkadaşıma ait bir irdeleme yazısı. İrdelenen kişi irdeleme yi  çok sevdiği için arkadaşımın yazısını noktasına virgülüne dokunmadan paylaşmak istiyorum.                                                          

Bir yorum dikkatimi çekti!

''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

İnceleyelim;

—1 Ekim 2005 Konyaspor - Fenerbahçe maçı,

Konyasporun başında ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN'' var. Maçta Fenerbahçe Anelkanın eliyle attığı golle 2–0 geriden gelerek maçı 2–4 kazanıyor maçtan sonra soyunma odasında Aykut hoca; "Arkadaşlar artık bu sistemden, bu düzenden bıktım. Bu sistem, bu düzen düzelmek için bir kurban istiyor. Dayanacak gücüm kalmadı ve teknik direktörlük hayatımı bu maçla birlikte noktaladım" dedi! ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''
neydi şikayeti?

Statüko!!!

-16 Haziran 2009,

Fenerbahçe'de sportif direktörlüğe getirilen Aykut Kocaman, kulüp binasında 3 yıllık sözleşme imzaladı.

yani?
Değiştirmek için kendisini feda etmeyi düşündüğü düzenin koruyucusu statüko'nun merkezindeki takım Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''
bitmedi!!!

-29 Haziran 2010,

Fenerbahçe'de Daum'un görevini son verilmesinin ardından teknik direktörlük görevine getirilen Aykut Kocaman basın önünde sözleşme imzaladı.

Yani?
Değiştirmek için kendisini feda etmeyi düşündüğü düzenin koruyucusu statüko'nun merkezindeki takım fenerbahçe ile bu kez teknik direktör olarak sözleşme imzaladı ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

nasıl?

Daum’un kuyusunu kazdığı haberleri ayyuka çıkınca;
''Özellikle şunu söylemek istiyorum, Daum`un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. Böyle bir tasarrufum asla olmadı, asla da olmayacak'' diyerek ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

toparlayalım,

önce statüko nedeniyle antrenörlüğü bırakma kararı aldı,
sonra bu karara sebep olan statüko'nun beşiğindeki takım fenerbahçe'ye sportif direktör oldu,
daha sonrada asla olmayacak diye diye antrenör,

Şimdi soruyorum,

bu işte bir gariplik yok mu?
''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

  Fatih Aktaş Temmuz 2011