30 Ağustos 2011 Salı

KOCAMAN ÇELİŞKİLER HAKKINDA

          Bu yazı bir arkadaşıma ait bir irdeleme yazısı. İrdelenen kişi irdeleme yi  çok sevdiği için arkadaşımın yazısını noktasına virgülüne dokunmadan paylaşmak istiyorum.                                                          

Bir yorum dikkatimi çekti!

''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

İnceleyelim;

—1 Ekim 2005 Konyaspor - Fenerbahçe maçı,

Konyasporun başında ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN'' var. Maçta Fenerbahçe Anelkanın eliyle attığı golle 2–0 geriden gelerek maçı 2–4 kazanıyor maçtan sonra soyunma odasında Aykut hoca; "Arkadaşlar artık bu sistemden, bu düzenden bıktım. Bu sistem, bu düzen düzelmek için bir kurban istiyor. Dayanacak gücüm kalmadı ve teknik direktörlük hayatımı bu maçla birlikte noktaladım" dedi! ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''
neydi şikayeti?

Statüko!!!

-16 Haziran 2009,

Fenerbahçe'de sportif direktörlüğe getirilen Aykut Kocaman, kulüp binasında 3 yıllık sözleşme imzaladı.

yani?
Değiştirmek için kendisini feda etmeyi düşündüğü düzenin koruyucusu statüko'nun merkezindeki takım Fenerbahçe ile sözleşme imzaladı ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''
bitmedi!!!

-29 Haziran 2010,

Fenerbahçe'de Daum'un görevini son verilmesinin ardından teknik direktörlük görevine getirilen Aykut Kocaman basın önünde sözleşme imzaladı.

Yani?
Değiştirmek için kendisini feda etmeyi düşündüğü düzenin koruyucusu statüko'nun merkezindeki takım fenerbahçe ile bu kez teknik direktör olarak sözleşme imzaladı ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

nasıl?

Daum’un kuyusunu kazdığı haberleri ayyuka çıkınca;
''Özellikle şunu söylemek istiyorum, Daum`un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. Böyle bir tasarrufum asla olmadı, asla da olmayacak'' diyerek ''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

toparlayalım,

önce statüko nedeniyle antrenörlüğü bırakma kararı aldı,
sonra bu karara sebep olan statüko'nun beşiğindeki takım fenerbahçe'ye sportif direktör oldu,
daha sonrada asla olmayacak diye diye antrenör,

Şimdi soruyorum,

bu işte bir gariplik yok mu?
''adam gibi adam AYKUT KOCAMAN''

  Fatih Aktaş Temmuz 2011

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Nihat Genç ve Uzun akıcı cümleleri

             Oluşumun yazarı değil de halkın yazarı Sevgili Nihat Genç edebiyatımızda uzun cümlelerin iştahlı kurucusu; kelimeler, tamlamalar, açıklamalar ve anlatımlar debisi yüksek bir ırmak gibi akıveriyor dilinden.
                Nihat Genç bir kitabında esnaf ahlakı ile bir konuyu anlatırken gençlik yıllarında uğradığı bir dönerci ustasının ustalığını işini sevmesini bir şaheser gibi anlatıveriyordu. Öyle bir anlatır ki o sadece “ veryansın “ eden bir adam değildir; görmediklerimizin betimleyicisidir.

14 Temmuz 2011 Perşembe

TAKIMLARIN TRANSFER POLİTİKALARINA DAİR

Takımlar transferlerini aşağı yukarı tamamlarken takımların transfer politikalarına değinelim dedim. Transfer çok farklı bir kavram futbolda: Öncelikli olarak ihtiyaç gibi gözükse de; gövde gösterisi, renklilik ve reklam gibi işlevleri var.
     Özellikle ülkemizde transfer amacından farklı bir biçimde yapılıyor. Transfer dediğin: yama transfer, özel transfer yani hocanın istediği oyuncular ( Quaresma, Baros ) , geleceğe dönük transfer, alternatif oyuncu transferi ve forma satışı ve kombine amaçlı yıldız oyuncu transferi (Guti, R.Carlos ) ve son olarak ta bu genellikle Türkiye de gözüken transfer için transferdir.
     Yama transfer eksik bir bölgen için yaptığın gayet gedik kapatan bir transfer eylemidir. Fatih terimin uluslar arası başarıya giden yolda yaptığı sağbek ve stoper oynayabilen Carlos Alberto de Oliveira Capone transferi yama transferin Türkiye şartları içindeki numunesini teşkil eder. 2000–2002 yılları arasında Galatasaray formasını giyen Brezilyalı Capone hem tam bir görev adamıydı hem de ileri çıkışlarında yan toplarda arka direkte yaptığı plaselerle skora katkı yapıyordu. Aynı zamanda bloğuma isim vermemdeki esin kaynağımdır.
     Hocan bir oyuncu istemiştir benim sistemim için bir on numara lazım demiştir veya kanatları kullanacağım demiştir alırsın istediği oyuncuyu gözünün yaşına bakmazsın bonservis bedelinin.
     Geleceğe dönük transfer çok öneli bir uzun vadeli transfer atılımıdır. Altyapın daki fidanlar büyüyüp meyve veremiyorsa gelecek vaat eden genç oyuncuları kulüplerimizin mütahit yöneticileri kadrolarına ekleyecekler. Arkadan genç oyuncu gelmeyen kadrolarda sürekli kadro yenilenir,uyum süreci ile uğraşılırken lig bitiverir. Dünya da geleceğe dönük oyuncu transferini kuşkusuz Arsenal kulübü yapıyor. Arsene Wenger hoca bir yetenek görmeye dursun hemen Arsenal kadrosuna ekleniyor. Pek göze çarpmasa da Fransız kulüpleri bu işten çok ekmek yiyorlar Afrikalı gençlerden oluşturdukları kadroları 3 – 5 yılda bir jenerasyon yakalayıp zirveye oynayabiliyor.  Okay Yokuşlu, Nadir Çiftçi (Kayserispor ) Serdar Kesimal ( Fenerbahçe ) , Tarık Çamdal (Eskişehirspor ) geleceğe dönük transferler olarak göze çarpıyor.
          3 kulvarda mücadele edecek takımlar için alternatif oyuncu transferi şart gözüküyor.Trabzonspor bu konuda gerekli hamleyi yapamadır.Egemen Korkmaz gibi takımda direkt oynayan bir stoperi kaybettiler.Yerine şu anda Celutska geldi ama tecrübesiz bir oyuncu ve Egemen ayarında bir stoperi yok 3 kulvarda mücadele edecek trabzonsporun üstelik Glowacki saatli bomba konumunda. Ceyhun ( Galatasaray ) ve Mustafa Pektemek (Beşiktaş ) alternatif transferler olarak göze çarpıyor.
          Kombine ve forma satışı için Dünyanın büyük futbol devleri astronomik rakamlara transferler gerçekleştiriyorlar.Türkiye de ise Nicolas Anelka, Mario Jardel  ve Quaresma gibi örnekleri bulunuyor.
          Türkiye de en büyük transfer sorunu transfer yapmak için yapılan transferler olarak göze çarpıyor.Bu transferler sadece kadroları şişiriyor ve  gelişigüzel yapıldığı için sportif başarısızlık ve maddi külfet getirebiliyor.Bir sezonda 15- 20 oyuncu transfer eden takım bir şeyler bekliyorsa anlayın ki mucizelere inanıyordur.

14 Haziran 2011 Salı

VİRA! Şenol GÜNEŞ

     2010–2011 sezonunun ardından kamuoyunda birçok şey konuşuldu, tartışıldı. Bu tartışmaların içerisinde hataları da olsa her insan gibi kıyamadığımız büyük harflerle ismini yüreklerimize kazıdığımız insanlık timsali, Futbol filozofumuz Şenol Güneş’in de haklı haykırışlarını izledik.
          Trabzon’daki zor yıllardaki(1975–1985 ) futbol kariyeri, insanüstü saha performansları tabi bunlara( Kadir Özcan, Rahmetli Cemil Usta, Turgay Semercioğlu, Ali Kemal Denizci ve adını söylemediğim Karadenizin bıçkın çocukları ) eklemeliyiz.80 ‘ li yılların sonunda meşakkatli Teknik Direktörlük macerasına girer Şenol Hoca. Şenol Güneş 95–96 sezonunda Fırtınaya fırtına gibi hücum futbolu oynatırken güzel oyun seviyesine erişmişken şampiyonluk zirvesine ulaşılamaz. Ve 2002 de biz Türk insanı 17 Ağustos 99 depreminin yaralarını yeni yeni sararken, ekonomik krizler atlatırken sen Ay yıldızlı Türkiye’mize dünya 3. lüğü şerefini tattırıyordun.Sana söylenenleri konuşmak bile gereksizdi.O zamanlar sabah erken kalkan Şenol Hocayı eleştiriyordu.Hugo Bross tan enkaz alıp Trabzonspor ‘u bu duruma getiren bu topçu dan bir halt olmaz denenleri tekrar yıldız değerine yükselten Şenol Hoca bu izansız insanların herhangi bir olumsuzlukta seni yine eleştiri bombardımanına tutacaklarından hiçbir şüphem yok.Sevgili Şenol Öğretmen,Karadeniz ‘den doğan Güneşimiz,Uzakdoğu da futbol bilgine Asya ruhu katıp harmanlayan Anadolu ihtilalinin Geçit vermez kalecisi.Sen artık rüyalarda görülen şampiyonluğa yakınlaştırdın bordo mavi yürekleri … Volkan Konak ‘ ın şiirinde dediği gibi “ Ha! Bu arada unutmadan bu sene de şampiyonluğa oynuyoruz “ dedik yine Şenol Hoca!
Seni anlamayanlara inat biz sevdamıza bağlandık bizimkisi Karadeniz İnat!
Hocam bizlere bu güzel bordo mavi resitalleri yaşattığın için, Maç sonraları bir öğretmen gibi yüreklere su serpen konuşmaları yaptığın için, her açıklamanda pozitif anlayışın için sana sonsuz teşekkürler etmek gerekir. Umuyorum TS yönetimi istediğin transferleri yaparda sen de istediğin sistemini kurarsın.” Güneş Sistemi :)”Hocam senin yıpranmana, cahilce eleştirilmene tahammül edemiyorum.  Mücadele yıllarının yıprattığı yüzünün hep gülmesi temennisiyle,
       VİRA! Şenol GÜNEŞ

6 Şubat 2011 Pazar

İzmir Kordon Boyu Bordo Maviye Güvenoyu

   
         Memleketimin  kuzeydoğusundan 3 denize yaydığın,estirdiğin fırtınalar için sana sonsuz teşekkürler ediyorum, “ Şenol Güneşli Trabzonspor “.vatan görevimi,sıla hasretimi bir kenara atmış Selçuk ve Colman’ ın pas trafiğini, Serkan Balcının dinamizmini, Jaja sert şutlarını, Umut’un skor için yırtınışını  ve Alemin büyük futbol filozofu Şenol Güneş’in bir bilgeye yakışır özeleştirisini büyük bir zevkle izliyorum.
          Ligin ilk yarısını önde bitirmenin verdiği özgüvenle diğer 17 maçlık periyoda başladık 2 maçta 5 puan kaybettik. Saha skorları önemli ama çok ta önemli değil. Önemli olan büyük bir inanışla kalıcı sportif ve yapısal başarılara kenetleniştir. Şenol Hoca Sebatspor ‘u ziyaretinde bir takım yapısal olarak gerilere düşecekse şampiyon olmanın bir önemi yok açıklamasını yapmıştı. Evet hocam çok inanıyoruz,istiyoruz 7/ 24  ve 7 kıta 3 okyananusla beraber  bordo mavi için kalp atım hızımız aynıdır. Güzel güneşli bir ege gününde inanç dolu umutlarla “ İzmir kordon boyu Şenol Güneşli bordo maviye güven oyu ” diyorum.

18 Kasım 2010 Perşembe

Günübirlik Yönetim Anlayışlarının Etkileri Üzerine

Peki dönmesin mi? Pekala dönsün, hepimiz güzel futboldan, fair play ‘den memnun kalmaz mıyız? Tabi ki kalırız. Ama bu bizim zamanımızı ve birçok şeyi beyhude tüketip yok etmesi anlamına gelmez. Tüketilen nedir?

Boşa harcanan paralar, Sadece cebi paralı sermayenin endüstriyel futbolu bilinçsizce kirletmesi ve çok kez hevesini aldıktan sonra hiçbir şey yokmuş gibi çekip gitmesi.

Çalınan umutlar, sen yılların takımlarını çivi çakmadan günlük sportif başarı odaklı takımlar haline getir.

Başarısızlık olmayacak mı dır ? Olacaktır, Futbol bir oyundur bir kazananı olduğu gibi kaybedeni de olacaktır. Ama her şeyini değil?

Paralar harcanmayacak mı dır ? Harcanacaktır. Benim param değil ne yaparlarsa yapsınlar ama birkaç geleceğe dönük proje veya fayda getiren iş yapsınlar. Endüstriyel futbol öldüren cazibe mi dir?

Bilinçsiz kodaman yönetimler, Finans gücü ile günlük aldatan sevindiren yönetim bit.


14 Eylül 2010 Salı

% 100 FUTBOL GENİ JARİ LİTMANEN

Bazı futbolcular vardır : Onlar bir nevi takımlarının öznesi ve yüklemidir.Yani takımları x ve arkadaşları diye tanıtılabilir.İşte Jari Litmanen’li  Filandiya için bunu söyleyebiliriz.Dennis Bergkamp ve Hami Mandıralı 10 numaralı formayı giyen en sevdiğim futbolculardandır.Onun son dönemlerini izlesem de Roberto Baggio da tarzıyla 10 numaraların futbol ikonlarındandır.



1971 doğumlu % 100 aile futbol genlerine sahip Litmanen Finlandiya futbolunda belli bir noktaya ulaşır.1992 Fin Mypa’ dan Hollanda futbolunun devi Ajax’a transfer olur.Ajax takımında Barcelona’ya gittiği 1999 yılına kadar 155 maça çıkar ve filelere 87 gol bırakır.O tam hücuma dönük bir 10 numaradır.Ajax’ taki ilk sezonunda Bergkamp’ın gölgesinde kalır.Bergkamp’ın gidişinin ardından 10 numarayı sırtına geçirir ve Ajax forması ile efsaneleşir.Yine Ajax yıllarında bazı hayranları onu sahadaki büyüleyiciliğinden dolayı Merlin* diye çağırırlardı. 1999’da yolları hocası Luis Van Gaal ile Barça’da kesişir. Şanssız başlayan Barcelona kariyerinde Van Gaal’ın kulüpten ayrılıp Serra Ferrer’ in hocalığa getirilmesiyle forma şansı azalır. Bunun üzerine Jari Ocak 2001 Liverpool’a transfer olur. Dönemin Liverpool Menajeri Gerard Houllier transfer için şimdiye kadar yaptığımız en heyecan verici Transfer diyerek Litmanen de övgüyle bahseder. Liverpool 2001 yılında Worthington Cup, FA Cup ve UEFA Kupasını kazanır ama Litmanen bu 3 finaldede sakatlığından dolayı forma giyemez.2002 yılında tekrar Litmanen (Merlin ) efsaneleştiği yuvasına yani Amsterdam şehrine dönüş yapar.2004 e kadar sürecek Ajax dönüşü de Litmanen’e eski günleri getirmez. Lahti, Hansa Roctock, Malmö ve Fulham’ da istikrarsız sezonlar birbirini izler.2008 yazında doğduğu şehrin takımı FC Lahti’ye son kez dönüş yapar.Fin futbolunun en büyük yıldızı halen Veikkausliiga (Finlandiya Premier Ligi) da futbol yaşantısını sürdürüyor. A Milli Futbol takımımızın Euro 2000(Avrupa Şampiyonası ) elemelerinde 1998 yılında Türkiye de oynanan maç ta Jari Litmanen ve arkadaşlarının Finlandiya’sı bizi mağlup ederek üzmüşlerdi. Neyse ki : Finlandiya da ki maçta bunu telafi ederek Euro 2000 Hollanda-Belçika biletini kapmışlardı.Fin yıldız uzaktan şutları büyüleyiciliği unutulmaz bir futbol efsanesi olarak hatırlanacak.